AŞK
ACISI NASIL GEÇER?
Aşk
yaşanırken sonsuza kadar sürecekmiş gibi gelir ancak aşk bir noktada biter..
Toplumların ve kültürlerin ‘aşk’ tanımı çok farklı anlamlara
gelebilirken her bir bireyin aşkı tanımlaması ve bunu yaşaması da birbirinden
farklıdır. Tek bir ortak nokta var ise o da aşkın çözülememesidir. Belki de
aşkı aşk yapan henüz aşkın tam olarak anlaşılamamış olmasıdır. Elbette aşk
üzerine birtakım bilimsel veriler mevcuttur.
Aşk iyi bir ruh
hastalığıdır.
Aşık olduğunuz kişiyi, saati, zamanı ve yeri
seçemezsiniz. Aşık olmak sizin kontrolünüz dışında gelişen bir şeydir. Bu
benzersiz aşkınız karşılık bulamadığında veya bulup da kaybettiğinizde ise ‘aşk
acısı’ yaşarsınız. Peki bu aşk
acısı nedir? Aslına bakarsanız, her birey aşık olduğu kişiyi baş kahraman
yaptığı bir masalın içine girer. Ne gerçekten o kişinin özelliklerini enine
boyuna irdeleyebilir ne de gerçek dünyada ayakları yere basar. Aşk, olağanüstü
olaylar silsilesidir. Aşk ve olağanüstü olaylar üzerine hazırladığım listeyi
gelin birlikte inceleyelim. Böylelikle ne demek istediğimi çok daha iyi
anlayacaksınız:
‘Kalbim yerinden çıkacak gibi oluyor’
‘Karnımda kelebekler uçuşuyor’
‘Sadece onu düşünüyorum’
‘Dünyada gördüğüm en mükemmel insan’
‘O giderse dünyam yıkılır’
Aşkın içinde olan olağanüstü olaylar dizisini
istediğimiz kadar uzatabiliriz. Aşk duygusu başlangıçta
mutluluk, neşe, yoğun bir duygusal yükseliş içerirken, bitiş sürecinde öfke,
nefret, hüzün ve bazen de çok yoğun bir yıkıma sebep olmaktadır. Birisine aşık
olma duygusu hiçbir çabaya gerek duyulmadan, kısacası kendiliğinden oluşan bir süreçtir.
Çoğu kişide görülen bu yüksek duygu bir süre sonra yatışır.
Tüm acılara rağmen aşk için çekilen
acılar bir yandan da zihin açısından öğreticidir. Kişiyi geliştirir ve daha
üstün bir bilinç düzeyine taşır. Hayata farklı yönlerden bakma yetisi
kazandırır. Çünkü bir insan başka bir insanın duygularına ne kadar derinlemesine
bakılabilirse, kendi ruhsal dünyasına da o kadar derinlemesine bakabilir.
Kısacası aşık olunan insan, o kişinin aynasıdır aynı zamanda. Çekilen çile,
hüzün ve acı insana kendini tanıması için önemli bir fırsat yaratmış da
olabilir.
Mevlana'nın aşkla
ilgili ünlü bir sözü vardır: Aşk acısı taşımayan
yürek ya deliye aittir, ya ölüye. Yani bu süreç her insanın başına
gelebilecek doğal bir süreçtir.
Ancak başlangıçtaki pozitif duygulanım ve bitişteki negatif duygulanım o kadar
derindir ki, aradan yıllar geçtiğinde bile kişi bu durumu ayrıntılı bir şekilde
hatırlar. Aşk ilişkilerinin ruhsal yapıdaki ve beyindeki etkisinin kısa bir
sürede sona ermesi bu çok yoğun duygulanımdan dolayı mümkün değildir. Bu yüzden
bu duygular zaman içinde yavaş yavaş azalır ve yatışır. Eğer aşkınızı devam
ettirmenin ritüelini ve yöntemini bilmiyorsanız;AŞK NASIL SÜRDÜRÜLÜR?, EVLİLİKTE AŞK NASIL DEVAM EDER? adlı yazımı
okuyabilirsiniz..
Başlangıçta bu acı hiç bitmeyecek gibidir.
Ayrılığın hemen
başlarında giderek yoğunlaşan ve giderek derinleşen dayanamıyorum hissi çoğu
kişide uzun zaman sonra azalır. Yine de bu durum sevgilinin tamamen unutulacağı
ve bir daha hiç hatırlanmayacağı anlamına gelmez. Daha nadiren kimi kişide ise
yıllar içince bu acı daha da artarak devam edip daha fena bir hale dönüşebilir.
Sonuçta aslında aşk acısı duygusu bir tür yas reaksiyonudur. Sanki ölmüş
birisine ağlayıp giderek bu sürece alışmak gibi.
Seçtiğimiz ve
bağlandığımız nesne(kişi) bizim için çok önemli olmazsa ve ona yatırım
yapmazsak ondan kopmak, ayrılmak da zor olmayacaktır ve yas tutmak da gerekmeyecektir.
Ancak güçlü bir aşk ve sevgi bağının ardından ayrılık her ne sebeple gelirse
gelsin bizlerin hayatında duygusal, fiziksel, işlevsel kayıplara neden olur.
Yas sürecinin ne kadar olacağı belirsizdir. Bu içsel bir tamamlanma, halleşme
süreci olacaktır. Her aşkta farklı bir süreç doğabilir, bazen birkaç gün, bazen
birkaç ay ya da yıl. Bazen de bir ömür boyu tamamlanamayan yaslar olacaktır. Ne
kadar sürerse sürsün yas bitmeden yeni bir aşka yelken açanlar fırtınalı
denizlerde acı çekmeden boğulmayı da göze almalıdırlar.
Freud'un da
tanımladığı üzere bu acıyı bitirmek öyle kolay ve hızlıca olmayacaktır. Ancak
bugün bizler hızlı bir yaşama alıştırıldık. Hızlıca yeriz, hızlıca çalışırız,
hızlıca giyiniriz, hızlıca dinler, anlatırız. Üzülmeye, ağlamaya, hastalanmaya,
sızlanmaya, zayıf olmaya zamanımız yoktur hatta hakkımız bile. Aynı konuya olan
üzüntümüzü üst üste dile getirsek sorunlu, depresif damgası yeriz. Hemen bir
uzmana yönlendiriliriz en yakınlarımız tarafından. Halbuki acı çekmek de,
üzülmek de yine biz insanlara dair.
Birine aşık olduğunuz
sürece hissettiğiniz taşkın duygular, yoğun yaşam enerjisi ve patlayan bir
mutluluk hali ne kadar gerçek ve güzelse, bunları yaşamaya neden olan nesnenin
kaybı da o denli yıkıcı ve ıstırap verici olacaktır. Gel gör ki ona
tahammülümüz yok. Her zaman, her an sonsuza dek hep mutlu, neşeli ve hayat dolu
olalım. Olalım da bu şu an ve burada ne kadar mümkün? Belki sadece kabul etmeye
ihtiyacımız var, aydınlıkla karanlık, doğumla ölüm, mutlulukla hüzün... Her
kavram zıddıyla vardır ve biri diğerini kendinde barındırır zaten. Tek yapmamız
gereken aşkın kaybının acısını yaşamaya kendimizi bırakmak ve iyileşmek için
beklemek, tıpkı bir yaranın kapanma süreci gibi. Siz de bu süreci en sağlıklı
bir şekilde geçirebilmek istiyorsanız bu alanda https://www.instagram.com/_sedaozdmr/?hl=tr dm ile iletişime
geçebilirsiniz.
Bu acı o bazen kadar
gerçektir ki bazen zihin dayanamaz ve bunu bedene yansıtır. Baş ağrısı, sırt
ağrısı, karın ağrısı, bulantı, şişkinlik, cinsen sorunlar gibi bedensel
rahatsızlıklar da ilave olur.
*Aşk acısını unutmanın en önemli birinci yolu
bu acıyı ısrarla unutmaya çalışmamaktır.
*Bu konudaki yapılacak en
önemli davranışlardan birisi zamana bırakmak, aklına geldikçe bir dostla
paylaşmak veya bu duyguları kendi kendine itiraf etmektir. Farklı meşguliyetler
bulmak, zihni sürekli aynı acıyı yaşamaktan uzaklaştırır.
*Yeni sevgili bulup rahatlama yöntemi genel
olarak önerilmez. Aksi durumda beyin aynı acıya tekrar tekrar maruz
kalmaktadır. Çünkü bulunan yeni sevgili eski sevgilinin bir benzeridir aslında.
*Onu
zihinden ve hayatından çıkarmanın bir başka yolu onu hatırlatan obje ve
sembolleri de hayatından yavaş yavaş çıkarmaktır.
Aidiyet
duygusu, terk edilme, yalnızlık, sevgisizlik, değersizlik, korku, rekabet gibi
duygulara ne kadar maruz kaldığına bakılır. Bununla ilgili olumsuz çocukluk
çağı anılarının hatırlanıp bugünkü gözle tekrar bakılması hem acı verici bir
yandan da acıyı giderek yatıştırıcı bir deneyim olur. Yine de bir uzmandan
destek alma fikri her süreçte akılda tutulmalıdır.
Aşağıda, bir ayrılık sonrasında bir değişim zihniyeti
oluşturmak ve bu zihniyeti korumak için yapabileceğiniz bazı noktalara
değindim!
- Ayrılığın
sebebine dürüstçe bakın, fakat gereksiz yere kendinizi yargılamayın.
İlişkilerde, her iki taraf da iletişim sorunu ya da farklı problemlerin oluşumuna katkıda bulunurlar. Çok büyük ihtimalle tek suçlu siz değilsiniz. Bazı konulara düzeltmeye çalıştıysanız da, belki de diğer kişi yeterince yol gösterici olmamıştır. - Ayrılığa
neden olan kişisel kusurların haricindeki faktörleri tespit edin.
Belki ikiniz de yeterli olgunluğu sergilemediğiniz yaşlardaydanız ya da birbirinizden farklı hedefleriniz vardı. Belki karşı taraf bu ciddiyetteki bir ilişkiye hazır değildi. Ya da dış stres kaynakları (çalışma, mesafe, aileler veya finans gibi) araya girdi. - Ayrılma
sonrası sürecinin ortak bir deneyim olduğunu unutmayın.
Reddedilmiş tek kişi siz değilsiniz. Aşk acısı duygusu içerisinde bulunacak da. Reddedilme en yaygın insan tecrübelerinden biridir. - Bu
deneyimin sonucunda neler öğrenebileceğinizi veya nasıl gelişebileceğinizi
düşünün.
Bu tecrübeden hangi dersleri alabilirsin? Örneğin, daha açık olmayı ve konuşmayı öğrenebilirsiniz. Ya da partnerinizin duygularını ve ihtiyaçlarını daha iyi anlamak konusunda kendinizi geliştirebilir hatta gelecek ilişkilerinizde farklı bir karakterde olan kişileri tercih edebilirsiniz. - Kendinizi
affedin.
Kendinizi değersiz hissettiğinizde eleştirel olmanın değil, kendine iyi davranmanın zamanıdır. Moralinizi yukarı çıkarmaya ve kendi olumlu özelliklerinizi düşünmeye çalışın. Sonuç olarak ilişkiniz başarılı olmamış ve sonlanmış olsa bile, siz elinizden geleni yaptınız. Bu durumda sizin yerinizde değer verdiğiniz bir arkadaşınız olsa ona neler söyleyeceğinizi düşünün ve bu yorumları kendinize yöneltin. - Aşamadığınız,
atlatamadığınız ilişki ve aile içi her problemde biz yanınızdayız. Destek
ve yardım için, Aile Danışmanlığı
alanımızda bizim ile iletişime geçebilirsiniz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder